



Tansan Onkoloji, Dr. Süalp Tansan’ın ABD’de Boston University Medical Center’da İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji eğitimini tamamlayarak Türkiye’ye dönmesinin ardından 1995 yılında İstanbul’da kuruldu. Kliniğin kuruluş amacı yalındı: bilimsel kanıtı, klinik deneyimi ve hekim-hasta iletişimini bir araya getirerek bağımsız bir klinik ortamda çağdaş medikal onkoloji hizmeti sunmak. Geçen otuz yılı aşkın sürede onkoloji büyük bir dönüşüm geçirdi. Tedavi yaklaşımımız bu gelişmelerle birlikte değişti; ancak temel ilkemiz değişmedi: tedavi, hastalığa olduğu kadar o hastaya da uygun olmalıdır.
Bilim, yeniliğin önündedir.
Yeni olan her şey daha iyi değildir.
Her kanser farklıdır.
Aynı tanıyı taşıyan hastaların hastalıkları biyolojik ve klinik olarak farklı olabilir.
Tedavi hastalıkla birlikte değişebilmelidir.
Kanser zaman içinde yeni özellikler ve direnç mekanizmaları geliştirebilir.
Yeniliğin bir amacı olmalıdır.
Yeni test ve teknolojiler klinik kararı geliştirebilecekleri zaman kullanılmalıdır.
Merkezde hasta vardır.
Tedavi kararı hastanın genel durumunu, yaşam kalitesini, değerlerini ve önceliklerini de dikkate almalıdır.
Açıklık önemlidir.
Hasta, önerilen tedavinin nedenini, beklenen yararını, sınırlarını ve önemli alternatiflerini anlayabilmelidir.

Kemoterapi birçok kanserde halen önemli ve etkili bir tedavidir. Tümör türüne, evreye, tedavi hedefine ve hastanın özelliklerine göre seçilir; yan etkiler dikkatle izlenir ve yönetilir.

Belirli moleküler yolları veya tümör özelliklerini hedefler. Bir hedefin saptanması her zaman o hedefe yönelik ilacın etkili olacağı anlamına gelmez; klinik kanıtın gücü belirleyicidir.

Bağışıklık sisteminin kansere karşı yanıtını güçlendiren veya yeniden yönlendiren tedavilerdir. Yarar olasılığı kanser türüne göre değişir; biyobelirteçler, önceki tedaviler ve bağışıklıkla ilişkili yan etki riski değerlendirilir.

Özellikle bazı meme ve prostat kanserlerinde hormon üretimini veya sinyalini engelleyen tedaviler kullanılır. Zaman içinde gelişen direnç mekanizmaları sonraki tedavi seçimlerini etkileyebilir.

Bazı kanserlerde farklı sistemik tedavilerin veya sistemik tedavinin cerrahi/radyoterapi ile birlikte kullanılması uygun olabilir. Olası ek yarar, artan toksisite ile dengelenmelidir.
Medikal Onkoloji Uzmanı | Tansan Onkoloji Kurucusu
Dr. Süalp Tansan, Tansan Onkoloji’nin kurucusu ve 30 yılı aşkın kanser tedavisi deneyimine sahip medikal onkoloji uzmanıdır. 1959 yılında İstanbul’da doğdu. 1983 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.
Türkiye’deki mecburi hizmetinin ardından ABD’de Boston University Medical Center’da İç Hastalıkları uzmanlık ve Medikal Onkoloji üst ihtisas eğitimini tamamladı. American Board of Internal Medicine sınavını 98. persentilde geçti. 1991–1995 yılları arasında Boston Üniversitesi Kemoterapi Kliniği Direktörlüğü yaptı ve uzmanlık sonrası eğitim programlarında görev aldı.
Bu dönemde klinik onkoloji çalışmalarını tıp eğitimi ve bilimsel çalışmalarla birlikte sürdürdü. Boston University School of Medicine ve bağlı hastanesine katkıları nedeniyle 1991–1995 dönemi için Distinguished Physician Award ile ödüllendirildi. 1995 yılında İstanbul’a dönerek Tansan Onkoloji Merkezi’ni kurdu. Bugün Dr. Tansan’ın klinik çalışmaları özellikle hassas onkoloji ile kompleks ve ileri evre kanserlerde kişiye özgü tedavi stratejileri üzerinde yoğunlaşmaktadır.
Yaklaşımında yerleşik onkoloji uygulamalarını; klinik olarak anlamlı olduğunda tümörün moleküler profili, genomik testler, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi ile birlikte değerlendirir. Temel yaklaşımının önemli bir parçası, kanser değiştikçe tedavinin de yeniden değerlendirilmesidir.
Tedavi yanıtı, moleküler bulgular ve gerektiğinde tekrar tümör profillemesi veya sıvı biyopsi, sonraki tedavi stratejisini belirlemek amacıyla birlikte ele alınır.


Hassas onkoloji, bir kanserin klinik açıdan anlamlı bireysel özelliklerini tedavi kararında kullanmayı amaçlayan yaklaşımdır. Histoloji, protein ekspresyonu, biyobelirteçler, gen mutasyonları, füzyonlar, amplifikasyonlar ve genomik imzalar bu bilgiler arasında yer alabilir.
Hassas onkoloji standart onkolojinin yerine geçmez; uygun hastada tedavi kararını daha iyi tanımlayabilecek ek bir bilgi katmanı sağlar.
Moleküler testler tümör dokusundan ve seçilmiş durumlarda kanda dolaşan tümör DNA’sından yapılabilir. Test seçimini kanserin türü ve cevaplanması gereken klinik soru belirlemelidir.
Sıvı biyopsi, tümörden kana geçen genetik materyalin incelenmesine dayanır. Dokuya ulaşılamadığında, biyopsi güç olduğunda veya hastalık tedavi sonrasında değiştiğinde yararlı olabilir. Negatif sonuç, tümörde anlamlı bir değişiklik bulunmadığını her zaman göstermez.
• LÖSEMİ
• MESANE
• KOLON
• BEYİN VE SİNİR HÜCRESİ
• MEME
• RAHİM
• RAHİM AĞZI
• NADİR KANSERLER
• ÇOCUK VE GENÇLERİN KANSERLERİ


Tedavi sürecinizle ilgili ilk görüşmeniz için bilgilerinizi bırakın.
Ekibimiz sizinle iletişime geçerek süreci birlikte değerlendirsin.